Browse By

Eyck’nin İmzası – Arnolfini’nin Evlenmesi

Jan van Eyck

Portret van Giovanni Arnolfini en zijn vrouw

 

Arnolfini'nin Evlenmesi - Jan van Eyck

Mahkeme ressamlığı, tüccarlık, saray ressamlığı derken bir imzayla sanat dünyasında çığır açan Jan van Eyck.  Kendisi hakkında pek birşey bilinmeyen, tarihleri kesin olmayan bu ressamın hayatını resimlerinden, attığı imza ve tarihlerden öğreniyoruz. 1380-1390 arasında doğduğu tahmin edilen Eyck 15.yüzyılın en önemli ressamlarından biriydi. O zamanlar bile diğer ressamlar onu ve çalışmalarını taklit ederdi.   Günümüze çok azı gelebilse de birçok önemli eser meydana getiren Eyck nin asıl çığır açan resmi ise Arnolfini’nin Evlenmesi idi.

Bu eserin şimdilik sanat boyutunu , işçiliğini ve özelliklerini bir kenarı bırakırsak dikkat edilmesi gereken iki şey var. 1434 yılında yapılan  bu tabloda 1-Dini ve Soylu bir kişi/konu işlenmemiş, 2-Ressam imzasını atmıştı. Bu bize gayet sıradan gelse de, “Her ressam imza atar ne varki bunda yeaa” diyecek olsakta aslında o yıllarda böyle birşey yoktu ve kilise tarafından , herşeyin yaratıcısının tanrı olduğu tüm eserlerin onun olduğu gerekçesiyle de eserlere imza atılması hoş görülmüyordu. O yüzden bu bir bakıma da başkaldırıştı.

İmza şimdiki gibi tablonun kenarında da değildi, tablonun neredeyse ortasına gözden kaçamayacak bir alana koymuştu. “Johannes de eyck fuit hic 1434” yani “Jan van Eyck buradaydı 1434”.

bkz:”İmzalandın Bebeğim!” 

Biraz içerikten bahsedersek..

Öte yandan resimdeki karakterler dini veya soylu kişiler değil sadece zengin tüccarlardı. ( “Zengin*”Bu kısma birazdan değineceğim) O zamanlar tablolarda gerek kilise korkusu gerek tercihler ve maddi getiri sebebiyle hep dini karakterler yada soylular yer alıyordu. Bu yüzden de bu tablo anında aralarından sıyrıldı ve adını çok kısa sürede duyurdu.

Karakterlere gelirsek,  İtalyan taciri Giovanni di Nicolao Arnolfini ve  eşi Giovanna (Jeanne) Cenami’nin Brugge’daki konutunda resmedildiği düşünülüyordu ve buna göre adlandırıldı. Fakat daha sonra aslında bu çiftin resmin yapılmasından 2-3 yıl sonra evlendiği belgelendi ve bu sebeple gözler Giovanni’nin kuzenine çevrildi.  Bazı tarihçiler resimdekinin Giovanni’nin kuzeni ve eşi olduğunu düşünüyor.  Bazıları ise Arnolfini’nin eşinin karnının kıyafetlerden dolayı değil hamilelikten dolayı şiştiğini savunuyor. İki ucu boyalı değnek gibi bir durum.

 Detayların ve karakterlerin zenginliği

Gelelim detayların ve karakterlerin zenginliğine.  Figürlerin yüz ifadeleri, dokular, köpeğin sabırla işlenmiş tüyleri, süpürgenin kılları, ışığın yansıması ve sembolik objeler. Öncelikle giyimlere bakarsak kürk, ipek, yün, keten, deri, altın ve kadife kullanılmış. Ve arkada kiraz ağacı var yani yaz mevsimi olmasına rağmen kat kat giyinilmiş  bu da onların zengin ve bol kazançlı olduklarını anlamaya yeter.  Bir başka görüşe göre de tablo kış mevsimini betimliyor kiraz ağacı ise sevgiyi sembolize etmek için orada.

 

Avizede tek bir mum var ve pencereden dolu dolu gün ışığı girerken tek mum yanıyor. Bu da mumun ışık kaynağı amaçlı değil sembolize edilmiş bir obje olarak orda durduğunu gösteriyor. En çok kabul gören görüş ise mumun Tanrı’nın tekliğini , yaratıcının ışığını sembolize etmesi.

Burada ise dikkat edilecek iki şey var. Birincisi erkeğin dışa açılan bir yere, cama yakın resmedilmesi. Bunu erkeğin dış dünyada sıkı ilişkilerinin olması olarak yorumlayabiliriz ki zaten tüccar olması da bunu destekler nitelikte. İkincisi de camın kenarındaki portakallar.  Brugge’a portakallar başka ülkelerden gelirdi bu yüzden herkes alamazdı. Bu da bir nevi zenginlik göstergesi.

 


Ayna! Sen mükemmel bir detaysın!
Resmin orta yerinde çok önemli ve bu resmi bir ilk özelliğini katan bir dış bükey ayna durur. Aynanın kenarındaki madalyonlarda İsa’nın çarmıha gerilmesi on resimle gösterilmiştir. Aynada 3 değil toplam 5 karakter vardır. Kırmızılı olan ressam, mavili olanın da kesin olmamakla birlikte ressamın öğrencisi olduğu düşünülüyor.  Aynanın kendisi, çerçevesi ayrı bir mükemmelken birde yansıtmasının böyle detaylı çizilmesi ise hayran bırakıcı..

 

Burada minik minnoş bir heykelcik takılıyor gözümüze. Elinde haç tutan  St. Margaret. Buradaki detay ise yine kafa karıştırıcı. Çünkü  St. Margaret anneleri , bebekleri koruyan kutsayan bir aziz. Bu da akıllara resimdeki hanımefendinin kıyafetinin kabarık olmadığını direkt hamile olduğunu getiriyor.

Gelinin hamile olması, dönemin yeni oluşmaya başlayan ve eski aristokrat değerlerinden son derece farklı “burjuva ahlâkı”nın anlaşılması açısından önemlidir. “Kır soylu” aristokrat kesime göre normal olan evlilikten sonra hamilelik iken, yeni gelişen “şehirli” (burjuva) ahlâkı bu normu yıkmıştır. Evlilik öncesi ilişki ve hamilelilik artık doğal karşılanabilmektedir.

Wikipedia’da hamileliğinde içinde bir sembol olduğu burjuva ahlakının yansıtıldığı yazıyor.

 

Burada bariz bir şekilde gelinin sağ eli açık bir şekilde erkeğin sol elinde. Erkeğin sağ eli de mahkemelerdeki şahitlik hareketiyle sembolize edilmiş. Evliliğin gerçekliğini gösterme amaçlı.

 

Sen en tatlı detaysın!

Adeta bir sapıklık, saplantı, sabır, inat ve işsizlikle işlenmişçesine tüylere sahip köpeciğimiz.  Kendisi sadakati ve çocuğu simgeliyor. (Soyu devam ettirme isteği, çocuk özlemi v.b.)

 

_________________________________________________________________________________________________________

Diğer eserleri:

The Ghent Altarpiece Open

Portrait of Margaret van Eyck

Baptism in the river Jordan

The Annunciation

Triptych of Mary and Child, St. Michael, and the Catherine

The Virgin of Chancellor Rolin

The Ghent Altarpiece: Virgin Mary

The Crucifixion; The Last Judgment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir